GAYRİRESMİ BOĞAZİÇİ

MÜCADELE, ELEŞTİRİ, BELLEK, TARİH

Politik Bir İmkan Olarak Forum

Boğaziçi'nde bu yıl yapılan ilk forum.

Gezi sonrası parklarda, iş yerlerinde, plazalarda, fabrikalarda, okullarda yeşeren forumlar, her yerde kendine has özellikleri, gündemleri, potansiyelleri ve kültürüyle vücut buldu, icra edildi. Forum, bir süredir açık toplantı geleneğine sahip olan Boğaziçi’nde de fazla beklenmeden benimsendi. Boğaziçi forumu, yavaş yavaş okulda işlevli bir yer edinmeye de başladı. Forumların başladığı yaz aylarından bugüne, hızlı ilerleyen küçük bir “tarih” birikti bile. Bu birikimin, yapılan tartışmaların, yapı açısından alınan yolların belleğinin tutulmaya başlanması ihtiyacı, kendini doğrudan şu anda süren tartışmalar içinde de gösteriyor. Bu blogda bundan sonra bu ihtiyacı karşılayacak, foruma ve üniversitenin siyasetine katkıda bulunacak, yapılan tartışmaları üniversite kamuoyuna taşımaya çalışacak yazıların yer almasını bekliyoruz. Kısacası, gayriresmi tarihe ilişkin yazılara devam ederken, daha önce de yaptığımız gibi, bugüne dair, üniversite alanının gündemine dair yazılara daha çok yer vereceğiz. Bu, aynı zamanda bir katkı davetidir.

Bu yazının bu davete icabet eden ilk yazı olduğunu düşünebiliriz. Burada, genel anlamıyla politik bir form olarak forum ve bu formun Gezi sonrası ortaya çıkan örnekleri üzerinden, Boğaziçi forumuna dair bazı fikirler paylaşacağız; forum formunun günümüz toplumunun yönetsel yapısına itiraz oluşturmadaki özel yeri üzerine bir tartışma yürütmeye çalışacağız. Bu bir başlangıç aslında. Bu yazının konusu üzerine olanların yanı sıra, forumun yapısı, organları, çalışma grupları, üniversite bütünü ile nasıl ilişkiler kuracağı ve benzeri konularla ilgili Boğaziçi forumunun mevcut tartışmalarına daha pratik katkı sunabilecek yazıları da heyecanla bekliyoruz.

 

***

 

 

Gezi direnişi memlekete işlevli bir siyaset formu hediye etti: forum. Bu form, başta herkesin kendi içini döktüğü, kendi siyasi hayallerini ifade ettiği, kendi politikasını kabul ettirmek istediği bir çeşit agora şeklinde başladı. Abbasağa parkının forum alanına çevrilmiş anfitiyatrosu (ve tabii memleket sathındaki başka birçok park) gerçekten de şehrin katılımcılarının belirli bir zaman diliminde özel mesai harcadığı, özel olarak gerçekten politika icra ettiği bir yer haline geldi. Politika gökten yere indi, sadece söylemler evreninde yaşamaktan kurtuldu ve katılımcıların icracı olduğu bir zemine kavuştu. Bu süreçte, politikanın hâkim iktidar ilişkilerinin sundukları arasından seçmek veya bu ilişkilerin yarattığı güç odaklarına eklemlenmekle sınırlı kalmayıp, kendi hayatımız üzerine söz söyleme ve eyleme özgürlüğü olarak deneyimlenmesine dair umutlar belirdi.

“Forum formu” politikanın ne olduğunu, beraber politika yapmanın, herkes-için politika yapmanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmemizi zorunlu kılıyor. Çünkü forum formu, gerçekten de alışık olduğumuz politik zeminlerin dışında bir yere çağırıyor. Yeni bir politik zemin, bazen yeni bir politik söylem veya politika araçlarını zorunlu kılar. Bu söylem ve araçları üretmek için öncelikle bu zeminin ne olduğu ve nasıl geliştirilebileceği üzerine düşünmek, beraberce konuşmak gerekir.

Forum formuna dair çok çeşitli görüşler ve öneriler olabilir. Bu bir açıdan doğaldır. Çünkü herkes kendi geçmişi, kendi alışkanlıkları, kendi eylemleri üzerinden bugüne yaklaşır. Belirli bir siyaset kültürü, dili ve belirli siyaset araçları geliştiren, bir perspektife sahip olan katılımcılar, forum formuna kendi perspektifleri üzerinden yaklaşacaktır. Gezi direnişinin momenti, bu perspektiflerin çeşitli karşılaşmalarla hem kendi üzerlerine hem de oluşturulan ortak alan üzerine yenilenmesi imkanını sunmaktadır. Karşılaşmalara açık olma hali bir konuşma zemini sağlar ve politikayı beraber inşa edilen bir zeminde deneyimleme imkanı sağlar.

Forum formu, bu momenti izleyerek üniversitenin kolektif bir örgütlenme olarak kurulması için bu güne kadarki en bereketli formlardan biri sayılabilir. Boğaziçi’nde öğrencilerin, çalışanların ve akademisyenlerin yan yana gelerek (siyasa [policy] değil ama “pratik”) politika icra ettikleri, üniversitenin belirli birimleri üzerinden hareket edebilen çalışmalar yaptıkları, bütün üniversite mensuplarını kapsayan, herkesin katılımına açık ve herkes-için politika üretmeye aday bir mekan. Bu perspektifle bakıldığında, bu mekânın korunması, güçlenmesi, üniversitenin bütününün örgütlendiği politik bir merkez haline gelmesi asli önem kazanmaktadır.

***

Günümüz kapitalizmi toplumu bireyler ve bireylerin işaretlenebileceği kimliklere kadar parçalamaya çalışıyor. Bu durum her ne kadar toplumun belirli ve değişebilir parçaları açısından (“sermaye” açısından) ekonomik bir fayda sağlıyor olsa da yeni bir yönetim zihniyetini içinde barındırıyor. Bu perspektiften hareket edildiğinde neoliberalizm kavramı ekonomik olmaktan çok siyasal bir kavram olarak ele alınabilir: şirket, ekonomi, kar, fayda, zenginlik gibi kavramlar daha çok siyasi bir işlev görür. Bireyler olarak kurulan ve çeşitli kimlikler içine yerleştiren toplum, çeşitli çıkar gruplarını ve toplumsal örgütlenmeleri yönetmek yerine bireyleri yönetmek ve bireyleri içine alan çeşitli kimlikleri yönetmek üzerine şekilleniyor. Bu durum, bir yandan sınıf, cinsiyet, etnisite gibi belirli ve temel adaletsizlik eksenlerinin üzerini (tahakküm altındaki tarafları parçalara ayırıp onların varlıklarını yönetsel birimlere ve taleplerini de projelere ve siyasalara tercüme ederek) örtüyor, bir yandan da bir yaşam ve örgütlenme mekanı olarak belirli toplumsallıkların gelişmesinin önünü kapıyor. Belki de daha önemlisi, bugün için toplum kesimleri, doğa ve ortak yaşama dair her şey açısından bir yıkım anlamına gelen neoliberal politikaların karşısında durabilecek (öz)örgütlenmelerin gelişmesini önlüyor. Çeşitli direnişlere rağmen neoliberalizmin bu başarısının temel nedenini şu şekilde ifade edilebilir: belirli yaşamsal, kültürel, mekansal ortaklığa dayanmayan, böylesi bir müşterek toplumsallığı kuracak örgütlenme mekanına dönüşemeyen bir alanda mücadele, kazanımla sonuçlanmıyor. Örneğin etik ve vicdani bir motivasyonla hareket eden bir çevreciliğin kendi pozisyonundan yola çıkarak kazanamadığı mücadeleyi o mekanda örgütlenebilmiş “halk” (kendinde bir özne olarak değil, herkes-için talep üreten politikleşmiş ve “kurulmuş” bir toplumsal alan olarak “halk”) kazanabiliyor. Yahut, böyle bir örgütlenmenin oluşamadığı bir yerde binlerce insanın karşı çıktığı bir kentsel dönüşüm projesi rahatlıkla gerçekleşebiliyor.

Başka bir ifadeyle söylenecek olursa, bugün toplumun bu neoliberal örgütlenmesi yerine kendi yaşam formunu geçirecek bir örgütlenme anlayışına ihtiyaç var. Bu, bir yandan örgütlenmeyi zorunlu olarak toplumsallaşma ile birlikte düşünmeyi, bir yandan da bu örgütlenmede zorunlu olarak özyönetime dair demokratik, kurucu ve katılımcı bir perspektifin olmasını gerektiriyor. Bu açıdan ele alındığında, örgütlenme anlayışının, ayak basılan her yerde var olan toplumsallığı güçlendirmek, bu alanı bir iktidar, yaşam ve mücadele alanı olarak kurma perspektifine dayanması gerekir.

Böylesi bir alan heterojen bir politik özneliği ifade ediyor. Burada heterojenlik, çeşitli fikir, pozisyon ve kimliklerin bir “mozaiğinden” değil, kendi içinde heterodoksiyi, temel eşitsizlik eksenlerini, iktidar ilişkilerini içeren bir mücadele alanı olmasına vurgu yapmaktadır. Bir iktidar alanının mücadele alanı olarak kurulabilmesi için, bu alandaki herkesin katılımını, ve bu katılımın önünü açacak herkes-için politika üretimi gereklidir. Bu politikanın yapılabilmesinin ön koşullarından biri böyle bir perspektifin gelişmesi ise, daha önemlisi, bunun icra edilebileceği alanın kurulabilmesidir. Bu açıdan bu alan herkese açık ve katılımcı olmak zorundadır. Başka bir ifadeyle, bu alan elektromanyetik bir alana benzer. Kapsama alanı dahilindeki her bir mensupla etkileşim halindedir: dolaysız ve zorunlu olarak etkiler ve etkilenir.

Üniversite mekanı içinde çok çeşitli iktidar ilişkileri ve eşitsizlik eksenleri bulunmaktadır. Bu eksenlerin üzerinin örtülmeyip açığa çıkmaları, böyle bir karşılaşmayı mümkün kılacak siyaset zeminini gerekli kılar. Bu zemin, bütün üniversite mensuplarının içinde bulunduğu ortak zemindir. Ancak siyaset, çok katmanlı ve çok çeşitli mekanizmaları içerdiğinden dolayı herkesin böyle bir zemine icabet etmesi otomatik olarak gelişmez. Bunun için üniversite birimlerinin tanınması, kurulması, politikleşmesi gerekir.

Forum formu, bu birimlerin kurulması ve üniversitenin yönetimine talip olması açısından bütün üniversite mensuplarına bir imkan sunmaktadır. Bu imkan, çeşitli araçlarla geliştirilerek üniversitenin bütünün örgütlenmesi için yeni alanlar açma ve yeni haklar üretme potansiyelini de taşıyor. Bu açıdan yapılacabilecek şey, bu formun gelişmesi ve devam etmesi yönünde katkı sunmak, ve üniversite mensuplarının yönetime katılması yönünde süreklilik taşıyacak mekanizmaları açığa çıkarmaktır. Üniversite kendini bir örgüt olarak ortaya koyduğu zaman YÖK yasasına, ticarileşmeye, polis kuşatmasına karşı koyabilecek gücü bulacaktır. Ancak, herhangi bir kısmi alanın varlığını ve mücadelesini sürdürmesi, geniş toplumsal bütün içerisindeki diğer mücadele alanları ile kuracağı bağlarla mümkündür. Bunun karşılığı “kamusal üniversitedir.” Kamusal üniversite, toplumsal müşterek olarak da anlaşılabilir.

Üniversiteye ve örgütlenmeye dair böylesi bir yaklaşımın belirli ve sınırlı bir fikir birliğinden ziyade bir perspektif ortaklaşması olduğu söylenebilir. Bu perspektifin politik sorumluluğu alanın iradesine yönelmiştir. İçinde bulunulan her alanı ve giderek toplumsal alanın bütününü mücadele alanlarına, politik alanlara dönüştürmeye, örgütlemeye yönelik bu ortaklık; kurulan alanların içinde mütevazi, organik, alana karşı sorumlu bir konum almaya yönelik bir çağrıdır aynı zamanda. 

Reklamlar

8 comments on “Politik Bir İmkan Olarak Forum

  1. Geri bildirim: Politik bir imkan olarak forum | Park Gazetesi

  2. Geri bildirim: Politik Bir İmkan Olarak Forum | TEMSİLİYETSİZ

  3. Geri bildirim: Seçimler için bir güzergah denemesi | TEMSİLİYETSİZ

  4. Geri bildirim: Seçimler İçin Bir Güzergah Denemesi

  5. Geri bildirim: Gezi Partisi ve Seçimler | TEMSİLİYETSİZ

  6. Geri bildirim: Gezi’nin Bakiyesi’ne bir kaç not | TEMSİLİYETSİZ

  7. Geri bildirim: TEMSİLİYETSİZ

  8. Geri bildirim: Forumlar ve Öz-örgütlenme – Umut Kocagöz | TEMSİLİYETSİZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Aralık 16, 2013 by in Tarih.
%d blogcu bunu beğendi: